Emzirme teknikleri ve önemi

ANNE SÜTÜNÜN ÖNEMİ ve EMZİRME TEKNİKLERİ

Tartışmasız , dünyadaki en yararlı besinlerden biri olan anne sütü gerek bebek gerekse anne açısından oldukça değerli bir besin kaynağıdır. * Anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir. *Anne sütünün içeriğinde bulunan süt serumu proteinleri (whey proteinleri) sayesinde sindirimi en kolay besindir ve içerisinde koruyucu faktörler barındırır. *Anne sütünde mikrop bulunmaz ve sütte bebeğe geçen enfeksiyonlara rastlanmaz. Ekonomik yükü yok denilecek kadar az, hazır bir gıdadır. *Anne sütünde bulunan çeşitli antikorlar (IgA, IgG, IgM) sayesinde bebeğin vücut direncini artırarak çeşitli hastalıklara (obezite, kanser, aterosikleroz, multipl skleroz, tip 1 diyabet) karşı korur. *Bebeğin beyin gelişimi için gerekli olan protein ve şekeri içerir. *Anne sütü inek sütüne karşı intoleransı ve alerjik reaksiyonları azaltır. *Anne sütüyle beslenen bebeklerde pişiklere daha az rastlanır. *Anne sütünde bulunan yararlı bakteriler (prebiyotik ve probiyotik) sayesinde bebekte sindirimi kolaylaştırarak ishal ve kabızlığı önler. *Emziren kadınlarda oksitosin hormonu salgılanır ve bu hormon uterusun eski haline dönmesine yardımcı olarak anneyi aşırı kan kaybına ve anemiye karşı korur. *Emziren kadınlarda meme ve rahim kanserleri daha az görülür. *Dengeli ve düzenli beslenen annelerde emzirme sırasında enerji kaybından dolayı daha hızlı kilo vermeye yardımcı olur. *Emzirme anne ile bebek arasındaki ilişkiyi güçlendirdiğinden dolayı bebeğin ruhsal ve zeka gelişimine yardımcı olur.

EMZİRME TEKNİĞİ NASIL OLMALIDIR ?

*Anneler bebeği emzirmeye başlamadan önce el hijyenine çok dikkat etmelidirler.

*Emzirmeden önce ve sonra bebeğin altına mutlaka bakılmalıdır ve temiz olduğundan emin olunmalıdır. Çünkü beslendikten sonra temizlenirse bebek sarsılır ve kusar.

*Emzirmeye başlamadan önce bebek en rahat pozisyonda tutularak emzirilmelidir.

*Bebeğin başı ve vücudu aynı yönde olmalıdır. *Bebeğin yüzü anneye dönük olmalı ve burnu meme başının hizasında olmalıdır.

*Emzirme esnasında anne işaret parmağı ile memesini alt kısımdan desteklemeli,başparmağı memesinin üstünde yer almalı ve meme ucu ile bebeğin dudaklarına dokunmalıdır.( C tutuşu )

*Bebek emerken sadece meme ucunu değil , meme başı ile beraber areola kısmı (kahverengi alan) da iyice kavratılmalıdır ve bebeğin çenesi memur dayanmalıdır. Böylece bebek hava yutmamış olur ve süt tamamen boşaltılarak meme başı çatlaklarınında önüne geçilmiş olunur.

*Emzirme işlemi bittikten sonra bebek dik olarak tutulur ve yavaşça sırtına masaj yapılarak gazı çıkarılır .

*Bebek kusarsa eğer onu aspire etmemek (yutmaması) amacıyla sert bir yatağa yan pozisyonda yatırılır. *Anneler emzirme işleminden sonra memelerini temiz ve kuru tutmaya önem göstermelidirler. Sık sık duş almalılar ve temiz iç çamaşırı giymelidirler. Göğüs üzerine herhangi bir şey sürülmemelidir.

*Annelerin meme başında çatlaklar varsa eğer kendi sütlerini 1-2 damla sıkarak pomad gibi sürüp kurumasını beklemelidirler. Bu işlem en etkili ve en doğal yöntemlerden birisidir.

Gebelikte cinsellik ve rahatsızlık

GEBELİKTE GÖRÜLEBİLECEK OLAĞAN RAHATSIZLIKLAR VE ÖNERİLİR

Çok dikkat edilmesi gerekilen ve sex chat ve muhabbetin yapılmaması gereken bir kaç eylemin başında gelir.

BULANTI – KUSMA : Gebeliğin erken dönemlerinde görülen bulantı – kusma çoğu anne adayının başından geçen bir semptomdur. Sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte östrojen ve progesteron düzeyi artışında ve B6 vitamininin eksikliğinde bulantı – kusmanın etkin olduğu saptanmıştır. Bulantı – kusmaları en aza indirmek için az az ve sık sık yemek yenmelidir. Öğün sayısı 5-6 olmalıdır. Sabahları yataktan kalkmadan önce bir iki tane tuzlu bisküvi , kraker yemek yemekte fayda vardır. Yemek aralarında su içilmemelidir. Aşırı baharatlı , tuzlu ,yağlı , kızartma tarzı ve kokusu hoşa gitmeyen yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Bunun yanı sıra sabahları yataktan kalkarken yavaşça kalkılması , karın bölgesini sıkan giysilerden uzak durulması ve yemeklerden hemen sonra dişlerini fırçalamaması gerekir.

SIK İDRARA CIKMA VE ÜRİNER İNKONTİNANSI ( İDRAR KAÇIRMA) : Gebeliğin 1. trimesterinde sık görülen bir semptomdur. Büyüyen uterusun mesane üzerine baskı yapmasından kaynaklanır. 2.trimesterde azalmasıyla birlikte 3.trimesterda tekrardan bir artış gösterir. Sık idrara çıkmayı önlemek için sıvı alımı kısıtlanmamalıdır. Fakat çay, kahve, kola, kafein içeren içeceklerin alımı azaltılmalıdır.Perine kaslarını güçlendirici , üriner kontrolünü sağlayıcı ve inkontinans riskini azaltıcı kegel egzersizlerini yapmakta büyük yarar vardır. Unutulmaması gereken en önemli nokta idrar yaparken yanma, ağrı gibi bir durum olduğunda hekime başvurulmasıdır.

 

VAJİNAL AKINTIDA ARTMA: Gebelikte çok sık olarak karşımıza çıkan vajinal akıntıda artma , diğer adıyla lökore ; gebelerin en muzdarip olduğu konulardan biridir. Vajinal akıntı , vajinal mukozanın genişlemesine , östrojen seviyesinin yükselmesine , vajina da kan dolaşımının artmasına ve bunun sonucunda da mukus üretiminin fazlalaşmasından kaynaklanmaktadır. Fakat birçok durumda patolojik etki taşımaz. Akıntının artması enfeksiyon riskini de beraberinde getirir. Bu nedenle gebe kadınlar mümkün olduğu kadar günlük banyo ve duş almalıdır. Fakat vajinal duştan kaçınmalıdırlar. Oturarak , çok sıcak olmayan suyla banyo yapmaları önerilir. Çünkü sıcak su anne de ısı artışına ve fetal taşikardiye neden olur. Bunun yanı sıra pamuklu iç çamaşırı tercih edilmeli ve iç çamaşırları sık sık değiştirilmelidir. Perine temizliği önden arkaya doğru yapılmalıdır ve vajinal bölgeye kesinlikle deodorant , sprey sıkılmamalıdır. Bu maddeler enfeksiyon ve alerjik sorunlara yol açabilir.

GÖĞÜSLERDE HASSASİYET: Gebelikte göğüsler hiç olmadığı kadar hassaslaşır ve ağrıya neden olur. Bunun nedeni ise çeşitli hormonlardaki artıştır. Göğüslerdeki hassasiyeti azaltmak için gebe kadınlar göğüsleri iyi saran ve destekleyen geniş omuz askılı sütyenler kullanabilirler. Rahat , vücudu sıkmayan geniş kıyafetler tercih etmeleri gerekir.

KABIZLIK: Yetersiz sıvı alımı, egzersiz yapmamak, büyüyen uterusun bağırsaklar üzerine çok fazla baskı yapması ve bunun sonucunda da bağırsak hareketlerinin yavaşlaması gibi nedenlerle hamilelikte kabızlık sorunu ortaya çıkabilmektedir. Bunlara ek olarak demir ve kalsiyum ilaçlarının kullanılması da kabızlık oluşumunda önemli etkendir. Gebelikte kabızlık sorununu ortadan kaldırmak veya minimuma indirmek için gebelere tavsiye olarak ; bol sıvı alması ( günde en az 8 bardak ) , düzenli egzersiz yapması , sabahları aç karnına ılık içecekler veya erik suyu içmesi , tuvalet ihtiyacı geldiğinde asla ertelememesi , posalı yiyecekler yemesi , aşırı peynir tüketiminden kaçınması ,meyve ve sebzeleri kabuklarıyla beraber yemesi gerektiği bilgisi verilebilir.

SIRT AĞRISI: Hamilelikte birçok anne adayının diğer bir yakınmasında bitmek bilmeyen sırt ağrılarıdır. Büyüyen uterusun etkisiyle sırt ağrıları da kaçınılmaz olmaktadır. Gebelikte sırt ağrılarını azaltmak için anne adayları vücut mekaniklerine dikkat etmelidirler. Herhangi bir eşyayı kaldıracakları zaman dizlerinin üzerine çömelerek ve beli bükerek kaldırmaları gerekir. Eşyaları çekmek yerine iterek hareket ettirmesi daha doğru bir yöntemdir. Bunun yanı sıra otururken bel bölgesine küçük bir yastık koymak yararlı olacaktır.

 

ÖDEM: Uzun süre oturmaya veya ayakta durmaya bağlı olarak dolaşımın yavaşlamasıyla ortaya çıkan bir semptomdur. Ödem oluşumunu azaltmak için anne adaylarına uzun süre oturmaktan ya da ayakta durmaktan kaçınması ,ayaklarını gün içerisinde yükseltilmesi , vücudu sıkacak çorap , pantolon gibi giysiler giymemesi , rahat ayakkabı giymesi , düzenli olarak egzersiz yapması , bol sıvı alması , sodyum oranı yüksek yiyeceklerden kaçınması gerektiği bilgisi verilebilir.

 

BACAK KRAMPLARI: Bacak krampları , büyüyenuterusun bacaklara ve ayaklardaki damarlara baskı yapması nedeniyle oluşur. Krampları önlemek için gebe kadınlara gün içerisinde ayakları yükselterek oturması ,sıcak uygulama yapılması , geniş hafif topuklu ayakkabı giymesi ,süt ve süt ürünlerinin tüketimini artırması gerektiği söylenebilir.

Kabakulak nedir ? nasıl bulaşır?

KABAKULAK NEDİR ? Cinsellik ile veya sex ile bir ilgisi yoktur.

Paramiksovirüsünün neden olduğu , tek ya da çift taraflı parotis bezlerinin ( tükürük bezleri ) , nadiren de diğer dış salgı bezlerinin iltihaplı , ağrılı şişmesi ile görülen ateşli ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık doğrudan damlacık enfeksiyonu şeklinde dolaylı olarak ise solunum yolu sekresyonlarınınkontaminasyonu ile bulaşır. Belirtiler parotis bezinin şişmesinden 6-7 gün önceden başlar ve şişlik geçinceye kadar 9 gün devam eder. Daha çok kış sonu ve ilkbahar aylarında karşımıza çıkar. Hastalığı geçirenler ömür boyu bağışıklık kazanır. Fakat bu hastalığı geçirmeyenler ileriki yaşlarda da geçirebilirler. Hastalığın kuluçka dönemi yaklaşık olarak 2-3 haftadır.

BELİRTİ – BULGULARI

*Hastalık tükürük bezinin aniden şişmesi , hafif ateş , kızarıklık , boğaz ve baş ağrısı ile başlar.

*1-2 gün süren prodromal dönemden sonra parotis bezleri tek ya da çift taraflı olarak şişer. Şişlik genellikle tek taraflı başlar ve 1-5 gün sonra diğer tarafı da tutar. Şişlik yaygın ve sınırsızdır , 4-10 gün sürebilir . Bunun yanı sıra ateş 39-40 dereceye yükselebilir.

*Yutmada güçlük ve kulak ağrısı olabilir.

*Dil ve çene altı bezlerinde de şişme görülebilir.

*Şişlik çene ağrısı ile kulak onu bölgesinden başlayarak arkaya doğru yayılır , kulak memesini öne ve yukarı doğru kaldırır.

*Şişliğe bastırıldığında ,şişlik hamur şeklinde yumuşakçadır.

TEDAVİ VE BAKIMI

*Semptomatik tedavi ( hastalığa yönelik ) uygulanır.

*Şişlik süresi geçinceye kadar hasta yatak istirahatine alınır.

*Yutma sirasindaki güçlüğü ve ağrıyı azaltmak için sıvı gıdalardan oluşan bir diyet uygulanır.

*Yağlı , ekşi, acı, baharatlı gıdalardan kaçınılır.

*Ağrıyı azaltmak için analjezikler ( ağrı kesiciler ) verilebilir.

Kızamık Nedir ? Bulaşıcımıdır?

KIZAMIK NEDİR ?

Morbilivirüsünün neden olduğu , erotik sohbet yüzyıllardan beri görülen çocukluk çağı döküntülü hastalıkları içinde en sık rastlanılan kızamık hastalığı ; ateş , nezle , öksürük , yaygın makülopapül ile karakterize akut viral bir enfeksiyondur. Kızamık virüsü antiseptiklere ve ısıya dayanıksız bir virüstür. Hastalık direkt olarak solunum yoluyla ve öksürük ,aksırık ile atılan damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Enfekte kişilerin kullandığı çeşitli eşyalardan da bulaştırıcılık söz konusu olabilmektedir. Bulaşıcılık döküntülerden 6-7 gün önce başlar ve döküntülerin 7.gününe kadar devam eder. Yeni doğmuş bebekler anneden aldıkları antikorlar sayesinde yaşamlarının ilk 6 aylarında bağışık sayılırlar. Hastalığı geçirmemiş ya da bağışıklanmamış herkes bu hastalığa karşı duyarlıdırlar. Fakat hastalığı geçirenler ya da bağışıklık kazananlar ömür boyu bağışıktırlar. Hastalığın kuluçka süresi yaklaşık 8-12 gündür. Bu süre 21 güne kadar da uzayabilir. Aşı olmamış çocuklar 10 yaşına kadar bu hastalığı geçirirler. Kızamık , rutin aşı takviminde 12.ayın sonunda yapılır ve bu aşılar sayesinde önemli ölçüde azalmıştır.

BELİRTİ – BULGULARI

PRODROM ( NEZLE ) DÖNEMİ – 3-4 gün süren bu dönemde ateş , halsizlik, iştahsızlık , genel soğuk algınlığı belirtileri , fotofobi ( ışığa bakamama ) , göz kapaklarında ödem , kızarıklık , sulanma , çapaklanma görülür. Bunların yanı sıra kuru ve inatçı öksürükte olabilir. Boğazda yangı hissi , şişlik , kırmızılık ve baş ağrısı görülür. Ses kısıklığı ve disfaji ( yutma güçlüğü ) görülebilir. 2 gün sonra koplik lekeler ( yanak içi ve ağız mukozasında görülen toplu iğne başı büyüklüğünde mavi renkte beyaz halkalar ) ortaya çıkar. Döküntü başlayınca bu lezyonlar azalır ve kaybolur.

DÖKÜNTÜ DÖNEMİ – Döküntüler saçlı deri ile saçsız derinin birleştiği yerden ve kulak arkasından başlayarak yüze , boyuna , üst ekstremitelere ve gövdeye doğru yayılarak en son ayaklara yayılır. Deri ödemlidir ve yüz şiş bir görünüm alır. Hastanın genel durumu bozulmakla birlikte konjoktivit artar. Ateş nezle döneminin sonunda düşer. Döküntüler 3.günde sönmeye başlar ve genellikle 6.günde sönmüş olur.

KOMPLİKASYONLARI

Tüberküloza zemin hazırlar , bronkopnömoni ( akciğer ve hava yollarının iltihabı ) , otitismedia ( orta kulak iltihabı ) , ensefalit ( beyin iltihabı ) , konjoktivitler , korneada ülserasyonlar , solunum yolu ve deri enfeksiyonları görülebilir.

TEDAVİ VE BAKIMI

*Komplikasyonsuz kızamığın tedavisi semptomatiktir. Herhangi bir spesifik tedavisi yoktur. *Yüksek ateş durumunda antipretik ( ateş düşürücü ) verilebilir. *Hastalara solunum izolasyonu önerilir. *Hasta yatak istirahatine alınır. *Fotofobi durumu varsa ışıktan korunur. *Protein ve vitaminden zengin bir diyet uygulanır. *Kaşıntıyı azaltmak için ılık sodyum bikarbonatlı su ile silme banyolar yapılabilir. *Kaşıntılardan doğacak travmaları önlemek için çocuğun tırnakları kısa bir şekilde kesilir. *Göz kapakları düzenli olarak silinir. Burun, yüz, ağız, diş bakımı yapılır. *Kirpiklerin birbirine yapışmaması için kirpiklere yağ sürülebilir.

Cinsel hastalıklar ile ilgili bilgiler

KIZAMIKÇIK NEDİR ?
Rubella virüsünün neden olduğu kızamıkçık lenf bezlerinin şişmesi ve ateşle birlikte seyreden akut bir hastalıktır. Sex sohbet ve Cinsel sohbet Kızamıkçık aynı zamanda hamile bayanlarda embriyopatilere yani konjenitalanomalilere , sakatlığa da neden olabilmektedir. Hastalık ilk defa 1941 yılında bir gebelikte annenin geçirdiği kızamıkçığın bebekte anomaliye neden olduğu anlaşılmıştır ve böylece hastalık önem kazanmıştır. Gebeliğin ilk 8-12 haftasında annenin kızamıkçık enfeksiyonu geçirmesi önemli bir anomali nedenidir. Plasenta yoluyla fetüse geçen virüs fetüste konjenital bozukluğa neden olur. Fetüslerin infekte olması gebeliğin ilk 8 haftasında daha fazladır. Hastalık solunum yolu damlacık enfeksiyonu ve direkt temas ile bulaşır. Bulaşıcılık , döküntülerin ortaya çıkmasından 1 hafta önce başlar ve 1-2 hafta sonrasına kadar devam eder. Kuluçka dönemi ortalama 14-21 gün arasındadır. Hastalık en çok kış ve ilkbahar aylarında ortaya çıkar. Aşı yapılarak bu hastalığa karşı bağışıklık sağlanır.

BELİRTİ VE BULGULARI
*Kızamıkçıkta prodromal (nezle) dönem yoktur ya da çok hafif geçer. *Hastalık önce hafif bir ateşle başlar , nadiren 38-39 dereceye çıkar. *3.günde döküntüler ortaya çıkar. İlk olarak yüzde başlar ve hızla vücuda yayılır. Döküntünün ilk gününde ateş , halsizlik, kırgınlık , baş ağrısı , nezle , öksürük , iştahsızlık görülebilir. *Döküntülerin üzerinde hafif kepeklenme olabilir. *Döküntüler hafif kaşıntılı olur ve yüzden başlayarak etkisini yitirirler. *Kulak arkası ve boyun bölgesinde lenf bezlerinde şişme ( lenfadenopati ) görülür. Buna Theodor belirtisi denir. Hastalığın değişmez özelliğidir.

KOMPLİKASYONLAR
*Gebelikte kızamıkçık geçirilmesi bebek üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabilir. *Bebekte kalp efektleri anensefali ,( beyin oluşmaması ) mikrosefali, ( doğumsal küçük baş )yarık dudak gibi malformasyonlar ve gelişim kusurları görülebilir. *Anne karnında bebek ölümü de görülebilir.

TEDAVİ VE BAKIMI
*Semptomatik tedavisi vardır. Spesifik bir tedavisi yoktur. *Bulaştırıcılık döneminde solunum izolasyonu uygulanır. *Hasta yatak istirahatine alınır. *Eğer baş ağrısı ve halsizlik varsa analjezik ( ağrı kesici ) , ateş varsa antipiretik ( ateş düşürücü ) verilebilir. *Ağızda oluşan lekeler için ağız bakımı verilir. *Hastaya sulu gıdalar verilir ve protein ve vitaminden zengin bir diyet uygulanır.

KORUNMA
*En önemli nokta gebelikte korunmadır. *Hastalığı geçirmekle veya aşı ile devamlı bağışıklık sağlanır. *Gebeliğin özellikle ilk 3 ayında kızamıkçık olan kişilerle teması önlenmelidir. *Adölesan döneme kadar aşısız olan çocuklar aşılanmalı , hamilelik öncesinde aşılanan kişiler ise aşıdan sonra ilk 3 ay hamile kalmamalıdır.